Biyolojik Mücadele (BM) en basit haliyle “bitkisel üretimde ekonomik kayıplara yol açan zararlı organizmalarla (ZO) mücadelede doğada bulunan Faydalı Organizmaların
(FO) kullanılması” olarak tarif
edilebilir. Bu basit tarifle aslında canlıların dünyasını anlamak, aralarındaki ilişkileri çözmek ve bu ilişkileri onların yapısına fazlaca müdahale etmeden başta insanların yararına ama uzun vadede tüm canlılığın faydasına kullanmak üzere oldukça geniş bir kapı açılmış olur. Açılan bu kapıdan canlılar âlemine bilimin ışığında yürürken her zaman için tüm canlıların var olma ve yaşam hakları olduğunu unutmamalı ve buna asgari saygıyı göstermeliyiz. Bu saygının, bizlerin de o canlılık dünyasının
bir parçası olduğu ve yerküredeki yaşamımızın diğer tüm canlıların varlığına ve devamlılığına bağlı olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda aslında insana saygının bir parçası olduğu görülecektir.
Zirai mücadele; yani insan gıdası ve endüstriyel tüketim için üretilen bitkilerin hatta peyzaj maksatlı kullanılan süs bitkileri ile ormanlık alanlardaki bitkileri zararlı organizmalardan koruma faaliyeti her zaman var olacaktır. Çünkü bu bitkiler canlılık zincirinin en önemli halkasıdır ve yalnızca
insana ait değildir. BM bu iki önemli yaşam felsefesinin benimsenmesine ve zirai mücadelenin canlılar âlemini tanıma ve yaşama hakkına
saygı duyma
paradigması üzerine oturtulmalıdır. Bu
yeni
paradigma mevcut alışkanlıklarımıza uygun olmayabilir, fakat üretim tekniklerimizi ve mesleki donanımımızı bu
yeni paradigmaya uygun
bir
şekilde değiştirmek artık bir tercih değil bir zorunluluktur. Çünkü insanoğlunun yalınızca son yüzyılda elde ettiği teknolojik gelişmelerin getirdiği çok sayıda faydanın yanında, insan dahil yeryüzündeki her canlı türünün aleyhine olacak sonuçlar da doğurmuştur. Bu hızlı gelişim süreci yeryüzünde bazı canlı türlerinin kaybolmasına veya birçok canlı türünün kaybolma tehdidiyle karşı karşıya kalması neticesini
doğurmuştur. Bütün bunlardan daha kötüsü ise insanın doğaya yabancılaşması ve kendisi dışındaki canlılardan bihaber yaşayarak canlılar aleminden kopmasıdır. Bu kopuş insanı daha mutlu etmediği gibi insan türünün yeryüzünde daha uzun süre ve mutlu bir şekilde yaşamasını da garanti etmemektedir. Çünkü insanoğlu yeryüzündeki mevcut karmaşık, iç içe geçmiş ve bir birine bağlı yaşam zincirinin bir parçasıdır ve diğer halkalar olmadan yaşama şansı yoktur. En basit haliyle İnsan beslenmek için kendinden çok daha zayıf gibi görünen mikroorganizma,
arı, böcek, otsu bitkiler
vb. çok
sayıda
canlının var olmasına ve bir arada bulunmasına ihtiyaç duymaktadır. Yani insanoğlu yeryüzündeki yaşamının devamlılığını sağlamak için varlığından bile haberdar olmadığı gözle görme şansına dahi sahip olmadığı birçok canlıyı yaşatmak, yaşam hakkına saygı duymak ve birlikte yerkürede bulunmak zorundadır.
Bu kitap elbette ki BM,
Biyolojik Tarım ya da Biyolojik Yaşam üzerine yazılmış bir felsefe kitabı değildir. Fakat BM ile ilgilenecek olan mühendis, akademisyen veya üretici herkesin bu teknikleri uygulamaya karar vermeden veya bu konuda çalışmaya başlamadan önce BM felsefesini bilmesi ve
inanması için
konun
bu
yönünün işlenmesinde fayda
vardır.
Tarımsal üretimin ne kadar zor bir uğraşı olduğunu, çok daha kolay yollardan para kazanmak yerine tarımsal yatırım yaparak büyük riskler alan girişimciler ile bu sahada faaliyet gösteren her türlü tedarikçi ve teknik personel gayet iyi bilmektedir. Bütün bu zorluklara, harcanan emeğe ve alınan risklere rağmen mevcut bitki koruma sorunlarına ilaveten bu gün iki büyük sorunla daha karşı karşıya olduğumuz gerçeğini görmemiz gerekmektedir. Bunlardan en önemlisi tarımsal ürünlerdeki Bitki Koruma
Ürünü (BKÜ) yani tarım ilacı kalıntısı, diğeri ise artan zirai mücadele maliyetleridir. Bu sorunlarını çözememiş bir bitkisel üretim sektörünün cazip, karlı ve sürdürülebilir olma şansı yoktur.
Bu iki sorunun çözümü ise tüm dünyada kabul gören Entegre Zararlı Mücadele programlarının yürütülmesi ile mümkündür. İşte BM entegre mücadele yönetimin en önemli parçası ve ülkemiz için en uygulanabilir
mücadele metotlarından biridir. Bu kitap başta örtü altı sebze üretimi olmak üzere, turunçgil, buğday ve mısır gibi önemli bazı ürünlerdeki BM’nin uygulamaya yönelik teknikleri ile ülkemizin bu konularda kat ettiği mesafeyi, bu gün için yapılması gerekenleri ve geleceğe yönelik BM stratejisini ve vizyonunu içermektedir. Kitabın bu bölümü ise özellikle BM çalışmalarına katkısı olabilecek her kes için mevcut durumu kısaca açıklamayı ve gelecek için stratejik bir yaklaşım ortaya koymayı hedeflemektedir.
Bu bağlamda BM’nin dünyadaki ve ülkemizdeki geçmişi kısa bir şekilde özetlenmiş ve ülkemiz için “yeni dönem” olarak tabir edilen 2010 ve sonrası için temel yaklaşım ortaya konmuştur. Ayrıca BM ile ilgili araştırma, uygulama ve destekleme çalışmalarının mevcut durumu değerlendirilerek geleceğe yönelik ne tür bir yaklaşımda bulunulacağı ortaya konmaya çalışılmıştır. Tüm bu değerlendirmeler neticesinde konuyla ilgili olarak ülkemiz stratejisinin ana hatlarının belirlenmesi için bütüncül bir yaklaşım ortaya konulmaya ve bir gelecek perspektifi oluşturulmaya çalışılmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder