Akdeniz Bölgesi örtüaltı sebze yetiştiriciliğinde, Pamuk beyazsineği (Bemisia tabaci), Yaprak galerisineği (Liriomyza trifolii), Tütün thripsi (Thrips tabaci), Yaprak bitleri (Aphis gossypii
ve
Myzus persicae),
Kırmızı örümcekler (Tetranychus spp.), Sarı
çay akarı (Polygotarsonemus latus) ve Çiçek thripsi (Frankliniella occidentalis)’in önemli zararlılar olduğu bilinmektedir. Diğer taraftan, Ege Bölgesinde seralarda görülen
beyazsinek türünün Sera beyazsineği, Trialeurodes vaporariorum olduğu bildirilmektedir. Söz konusu zararlıların popülasyonları, gerekli mücadele yapılmadığı takdirde hızla ekonomik zarar seviyesinin
üzerine çıkabilmektedir.
Seranın tipi uygulanacak mücadele yöntemlerini seçilmesinde önem arz etmekte ve genellikle iki tip sera bulunmaktadır. Bunlardan ilki, Hollanda, Belçika, İngiltere ve İskandinav ülkelerinde yaygın olarak bulunan, iklimin ve çevrenin en yüksek düzeyde kontrol edildiği ve bütün yıl boyunca optimum ürün elde edilen cam ile kapatılan seralardır. Bu ülkelerde plastikle kaplı sera, ışığı cam seraya göre daha az geçirdiğinden kullanılmamaktadır. Diğer sera tipi ise, daha ziyade Akdeniz havzası ülkelerde yaygın olan, iklimin en alt düzeyde kontrol edildiği, bitkinin içerisinde yaşamını sürdürebildiği ve ekonomik ürün üretmeyi amaçlayan ve genellikle plastikle kaplı seralardır.
Sera sebze yetiştiriciliğinin yapıldığı soğuk ülkelerde, sera içerisinin dış ortamla ilişkisinin kesildiği, dışarıdan sera içerisine zararlıların girmesinin söz konusu olmadığı ve başlangıçtaki zararlı popülasyonu ile BM yapıldığında, seralarda sebze yetiştiriciliğinde BM başarılı olabilmektedir.
Akdeniz
ülkeleri gibi ılıman bölgelerde ise, serada sebze yetiştiriciliği Eylül-Ekim aylarından itibaren başlamaktadır. Bu aylarda açık alanlarda yetiştirilen ürünler hasat edilmekte ve bu ürünlerdeki zararlılar kendilerine yeni konukçular aramaya başlamaktadır. Söz konusu zararlılar, buradan henüz fidelerin dikildiği veya dikilmekte olduğu seralara göç etmekte ve zararına örtüaltında devam etmektedir. Bu tip seralarda yetiştirilen ürünler, dışarıdan bulaşmalara daha uzun süre maruz kalmaktadır. Bu seralarda zararlılar ve doğal düşmanlar sera içerisinde çoğalıp dışarı çıkabilmekte veya sera içerisindeki bitkiler dışarıdaki zararlı böceklerin akınına maruz kalabilmekte, beraberinde veya daha sonra aynı zararlının dışarıdaki doğal düşmanları seraya girebilmektedir.
Seralarda, doğal düşmanların kitle halinde üretilerek salınması yaygın olarak uygulanan BM yöntemi olup, bu yöntemin uygulanabilirliği, doğal düşmanın (predatör, parazitoit, entomopatojen fungus, vb.) kolay ve ucuz kitle üretim yönteminin geliştirilmesine bağlıdır. Seralarda görülen zararlılara karşı BM ajanları kullanılmasının tarihi çok eskilere dayanmakla birlikte, söz konusu ajanların üretim ve pazarlamasının ticari bir sektör olarak 1970’li yıllarda gelişmesinden sonra BM uygulamaları yaygınlaşmıştır. Bu çalışmaların öncülüğünü, kırmızı
örümceklere karşı kullanılan Phytoseilus persimilis yapmıştır. Günümüzde serada görülen
zararlılara karşı 30 civarında BM ajanı ticari olarak bulunmaktadır. Zararlı beyazsinek türleri, T.vaporariorum ve B. tabaci için
parazitoit Encarsia formosa, Eretmocerus eremicus, Eretmocerus mundus, avcı Macrolophus caliginosus ve entomopatojen fungus, Verticillium lecanii;
Tetranychus urticae için Phytoseilus persimilis;
L. trifolii’ye karşı Diglyphus isae;
F. occidentalis için
Amblyseius cucumeris, Orius spp ve Iphiseius degenerans ticari olarak üreticilere pazarlanmaktadır.
Entegre mücadele ve iyi tarım uygulamalarının yerleştirilmeye çalışıldığı ülkemizde, sera yetiştiriciliğinde önemli zararlılara karşı BM etmenlerinden yararlanılması zorunluluktur. Sera ürünlerinin nitelik ve niceliğini
iyileştiren
Bombus arılarının
seralarda
kullanımının giderek yaygınlaşması da, bu böceklerin korunması açısından seralarda görülen diğer zararlılara karşı BM ajanlarının kullanılmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu nedenlerle, özel sektörün dikkatinin çekilmesi ve kişi ya da kuruluş olarak girişimcilerin desteklenmesi gerekmektedir. BM’nin seralarda yaygın olarak uygulanması ile kimyasal madde uygulamaları ve bu maddelerin alımı nedeniyle dışa olan bağımlılık, dolayısıyla ekonomik kayıp önemli boyutlarda azalacağı gibi, hepsinden önemlisi çevre, insan ve hayvan sağlığı korunmuş olacaktır. Ayrıca bu şekilde, kimyasal ilaç kalıntılarından arî üretimle ihracat kolaylığı da sağlanacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder