31 Aralık 2013 Salı

Ülkemizde Biyolojik Mücadelenin Durumu


Ülkemizde BMnin geçmişi ve bu konuda yapılmış çalışmalar Prof. Dr. Akif KANSU, Prof. Dr. Nedim UYGUN, Prof. Dr. Neşet KILINÇER gibi uzun yıllar bu konuda çok değerli çalışmalar yapmış olan araştırmacılar tarafından son derece güzel bir şekilde özetlenmiş ve Biyolojik Mücadele



Kongrelerinde bildiri olarak sunulmuştur. Ayrıca ülkemizde BM konusunda yapılan araştırma çalışmala Biyolojik Mücadele Derneği tarafından yayınlanan Türkiye Biyolojik Dergisinde yayınlanmaktadır. Bu konularda çok daha geniş bilgi ve ncel araştırma sonuçla Biyolojik Mücadele Derneği internet sayfa http://www.biyolojikmucadele.org. trdan  elde  edilebilir.           Ülkemizdeki BM çalışmalarının tamana bu kitapta yer vermek mümkün olmadığından bu bölümde ülkemizdeki BM çalışmalarının kısa tarihçesini ve dönüm noktalarını vermeye çalıştık. Aşağıda yapılan sınıflandırma yalnızca bu tarihçeyi ve dönüm noktalarını anlama kolaylaştırmak içindir.


1.1.   Osman Dönemi
Ülkemizde BM çalışmala Osmanlı dönemine kadar uzanmaktadır. Bu dönemde daha çok fayda ceklerin yurt dışından getirilerek sorun yaşanan yerlere salınma şeklinde çalışmalar yapılmışr. İlk olarak 1910 yında narenciye bahçelerinde ve bazı meyvelerde zarar olan Torbakoşnil (Iceria purchasi) ile mücadele maksadıyla o tarihte Osmanlı İmparatorluğuna bağ olan Sakız Adasından Rodolia cardinalis isimli predatör gelin ceği getirtilerek turunçgil bahçelerine salınmışr. Torbakoşnil sorununun çömü için diğer bir pretadör cek olan Chilocorus bipustulatus ise 1920de yine yurt dışından getirilerek kullanılmışr. Daha sonra bu sorunun çömü için 1922 yında Fransadan Rodolia cardinalis getirtilerek İstanbul da bulunan Halka Ziraat Mektebinde üretilmiş ve gerekli yerlerde kullanılmışr. Bu çalışmaların diğer bir örneği ise Elma pamuklubitine karşı kullanılmak üzere Fransadan getirtilip, KuzeybaAnadoluda bazı yörelere salınmış bir parazitoid olan Aphelinus mali.’dir.
Osmanlı döneminde yapılan bu az sayıda çalışmanın bize gösterdiği iki önemli husus varr, Bunlardan ilki Osmanlı döneminde BM çalışmalana verilen önem, diğeri ise fayda ceklerin getirilip salınma sonucu elde edilen faydanın rülerek yerel de üretim çalışmalarının başlamış olmasıdır.


1.2.   Cumhuriyet Dönemi
Cumhuriyetin kurulma ile birlikte kısa zamanda tarım eğitimi ve yayım faaliyetleri çalışmalana başlanmış, BM konusundaki yaklaşım ise  Osmanlı  dönemindekine  benzer  olarak  faydalıların  ithal  edilerek



yerleştirilmesi ve yerelde üretim imkânların geliştirilmesi olmuştur. Bu amaçla 1931 yında Ege bölgesinde incirlerde zarar İncir kurduna karşı Bracon hebetor adlı parazitoid getirtilerek incir alanlana salınmış ve günümüze kadar başarı bir şekilde ekosistemde yerleşmesi sağlanmışr. Yine daha önce ithal edilmiş olan Aphelinus mali 1931 ve 1934 yıllanda İsrailden getirtilerek bazı elma bölgelerimize salınmışr. Yine daha önce Osmanlı döneminde getirtilmiş olan R.cardinalisin yurtdışından üçüncü defa ithali ise 1932 veya 1933 yında rdan yapılmış olup, Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsüne verilen cekler burada üretime alınmış ve salımı yapılmışr. Daha sonra, Çukurova Bölgesine nderilerek buraya yerleşmesi sağlanmışr. Bu dönemde yine 1933 yında Dut kabuklu bitine karşı Prospaltella berlesei ithal edilerek ülkemize yerleşmesi sağlanmışr.


Uzun yıllar bu şekilde giden çalışmalasonucunda  BMnin  önemi fark edilmiş ve 1965 yında Antalyada Biyolojik Mücadele Araştırma İstasyonu kurulmuştur. Bu araştırma istasyonun ilk çalışmalandan biri turunçgil alanlanda sorun olan Unlubitin mücadelesinde kullanılmak üzere 1970li yılların  başında  ABDden  Cryptolaemus  montrouzieri ve Leptomastix dactylopii getirilerek üretimi yapılmış ve sorun olan alanlara sanarak mücadelede kullanılmışr. Antalya Biyolojik Mücadele Araştırma İstasyonu 1982 yında Araştırma Enstitüsü hüviyetine kavuşmuş, ayrıca 1987 yındaki Bakanlık reorganizasyonu sıranda Zirai Mücadele Araştırma Enstitüleri bünyesinde Biyolojik Mücadelebölümleri ılmışr. Bu dönemde yapılan önemli çalışmalardan biri de Doğu Akdeniz Bölgesinde 1990 yıllarda önemli bir sorun haline gelen Turunçgil beyazsineği (Dialeurodes citri (Ashm.))nin BMsi amacıyla Türkiyede ilk defa Doğu Karadeniz Bölgesinde tespit edilen av cek Serangium parcesetosum Siccard. Doğu Akdeniz Bölgesine getirilerek yerleştirilmesidir.


Araştırma ve yayım çalışmalana paralel olarak fark fayda ceklerin üretim ve salım çalışmalana devam edilmiş ve 1994 yında Adana Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde polifag bir  parazitoid olan Trichogramma spp. üretilmiştir. Bu parazitoid başta rkurdu Ostrinia nubilalis ve elma içkurdu Cydia pomonell için başarı bir



şekilde kullanılmışr. Devam eden çalışmalar neticesinde ülkemizde uzun yıllardır sorun olan süne için 2001 yından itibaren Adana Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde parazitiod Trissolcus spp. üretimine başlanmış ve süne tehdidi alnda olan alanlara salımı yapılmışr. Trissolcus üretim çalışmala sonraki yıllarda Konya ve Kırklareli illerinde de yapılarak 2012 yı sonuna kadar doğaya yaklaşık 73 milyon adet Trissolcus spp. salımı yapılmışr. Bu uygulama ve havadan akla süne mücadelesinin yasaklanmasının en iyi destekçisi olmuş ve kamuoyunda yankı uyandırmışr.


Cumhuriyet dönemi olarak anlatılmaya çalışılan bu dönemde gerek kimyasal mücadelenin popülerliği gerekse birim alana ürün artışında hedeflenen noktalara gelinmesi için yapılan ulusal planlama çalışmalandan dola BM konusunda istenen hedeflere ulaşılamamışr. Fakat BM ile ilgili akademik ve uygulamaya nelik çalışmalar sürekli ndemde olmuş ve desteklenmiştir.


1.3.   Yeni Dönem 2010
Diğer iki dönem kronolojik olarak birbirinden ayrılsa bile yaklaşım ve uygulama acından birbirine benzerdir. Bu döneme yeni dönem denmesinin asıl nedeni olayın kronolojik olarak bulunduğu yer değil, paradigma değişikliğidir. Bu paradigma değişikliği özelde BMye olan yaklaşımdaki değişiklik değil bitki sağğındaki paradigma değişikliğidir. Bu değişimin ana unsurla ise kabul edilmelidir ki ne akademik çevreler ne de üretici veya tedarikçilerdir. Yeni dönemin ana failleri daha çok duyartüketiciler, çevre ve biyolojik çeşitlilik konusundaki hassas toplum kesimleri ve bilinçli üreticiler ile bu süreci netmeye çalışan kamu otoritesidir.


Yeni dönemi 2010 yı olarak kabul etmek mümkündür. Çünkü bu tarihten önce kantıdan kaynaklanan ihracat sorunları, artan refaha bağolarak kamuoyunda tüketilen yaş meyve ve sebze ile ilgili kan sorunlave Biyogüvenlik kanunu sürecinde GDOlu bitkisel üretimin ve gıda tüketimin yaratacağı muhtemel sorunlar yoğun bir şekilde tartışılmışr. Bu tartışmalar sürerken 2009 yında diğer bir tetikleyici unsur olan Domates güvesi (Tuta absuluta) ülkemize bulaşmışr. Domates gibi insanımızın



özellikle çiğ olarak yoğun bir şekilde tükettiği ve önemli bir ihraç kalemi sebze için yoğun kimyasal kullanımın önüne geçmek için 2010 yında BMde kullanılan ajanların desteklenmesine karar verilmiştir. Üreticilere verilen bu desteğin yanda yine 2010 yında özel sektöre Domates güvesinin (Tuta absuluta ) BMsinde kullanılmak üzere kitlesel faydacek üretimi için de bir ilk olarak destek verilmiştir.


Bu çalışmalarla birlikte Bakanlık araştırma kuruluşla ile araştırma netimi de bu konudaki ihtiyacın farnda olarak ilk 2010 yında Adana Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsünü BM İhtisas Enstitüsü olarak kabul etmiş, 2011 yındaki Bakanlık yeniden yapılanma sıranda ise adı geçen enstitü Biyolojik Mücadele Araştırma İstasyonu olarak görevlendirmiştir.


Bu tartışmalar ışığında rüyen AB uyum sürecine bağ olarak 2010 yında 5996 sayı kanunun yayınlanma dönüm nokta olmuştur. Bu kanun her ne kadar 2011 yında rürlüğe girmişse de gıda güvenilirliğini esas alan ve ruhunda denetim, kontrol ve cezalandırma faaliyetleri ile sorumluluk paylaşımı yer aldığından BM faaliyetlerini tetikleyici rol almış ve 2010 yında BM aja kullanan üreticilere destekleme faaliyeti başlamışr. BM ından bu  planlı  destekleme  faaliyetinin  başladığı yıl olan 2010 ve takip eden 2011 ve 2012 yıllanda destekleme tçesi artarak ve daha geniş ala kapsayacak şekilde gelişmiştir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2012 yında yapğı 2013-17 b yıllık stratejik planda ise ilk kez BM yer bulmuş ve 2023 hedefi olarak Zirai Mücadele faaliyetlerinin %25nin BM olarak yapılma hedeflenmiştir. Aynı tarihlerde Ankara Üniversitesi Fayda cek üretim merkezi ile Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi BM merkezleri hizmete girmiştir. Tüm bu gelişmeler neticesinde Yeni Dönem olarak 2010 yı ve sonrasını tanımlamak doğru bir yaklaşım gibi rünmektedir. Bu dönemin en belirgin özelliği ise BMnin daha geniş kesimlerin ilgisini çekmesi, kamu otoritesi tarafından öncelikli kabul edilmesi ve bu nedenden dola destekleme kapsana alınmasıdır.
BMnin en başarı ve yaygın bir şekilde kullanılacağı alanlardan biriside orman ekosistemleridir. Ülkemizde bu konuda Orman ve  Su İşleri  Bakanlığına  bağ Orman  Genel  Müdürlüğünün  Orman  Bölge




Müdürlükleri bünyesinde Biyolojik Mücadele Laboratuvarları kurulmuş olup bu laboratuvarlarda üretim ve araştırma çalışmala yapılmaktadır. Özellikle son yıllarda Türkiye ormanlanda büyük bir sorun  haline gelen çam kese ceği mücadelesinde kullanılan Calosoma sycophanta yetiştirilmesi ve salım çalışmala yapılmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder